« Önceki |
Bu aslında blogun başlığıyla alakasız bir yazı...
Ama yazma gereği duyuyorum...
Teknoloji gelişiyor da biz geri mi kalıyoruz?
Hayır.
Biz gelişiyoruz ki o da gelişiyor.
Gelişim dönemimiz ise nedense çok sancılı oluyor.
Kendimi teknolojinin ellerine nasıl mı teslim ettim?
Kısaca açıklayım:
Sagopa Kajmer vb. pesimist şarkılar dinleyerek o şarkıları anlamaya ve uygulamaya adamıştım kendimi. Bu konuda başarılı olsam da bu benim hayat başarımı yerlere vurdu.
Sevgi, kötülük, iyilik, şeref, gurur, aşk, arkadaş gibi kavramları tartışan-sorgulayan kimi zaman klasik kimi zaman mitolojik kitaplar okudum. Bütün bu kavramları ben de sorguladım ve şimdi hepsinde ne kadar başarılı olduğum tartışılır.
Bütün bunların üzerine kendi hayatımı sorguladım ve değer verdiğim neredeyse hiçbir şey kalmadığını anladım.
Sonra önüme bir PC-Magazine açtım ilk başta.
Hiçbir zaman hissedemediğim bir çekim kuvveti hissettim.
Sonra Chip almıştım hatırlıyorum.
Sonra da PC-Net...
Bir süre sonra bu üçlü hayatımın vazgeçilmez üçlüsü oldu...
Araya bazen PC-World, Level gibi arkadaşlarım da girdi.
Okudum, okudum, okudum...
Bu şekilde iki yılım geçti.
Her ay en az 3 dergi okumakla...
Sadece okuyarak...
Okudukça öğrendim,
Öğrendikçe daha da araştırdım.
Piyasayı ezberledim.
Bir uzmanın anahatlarını ezberledim.
Ve bunu hayatıma uyguladım.
Sonrası zaten kendiliğinden geldi:
İşte karşınızda elindeki kısıtlı imkanlarla doğan bir hardware(donanım) ustası.
En azından kendimi gerçekten başarılı olarak görebildiğim bir alan buldum.
Ve dört elle sarıldım.
Yıllardır sarılıyorum.
Bir şey değişti mi?
Bir şeyler kazandım mı?
Şimdi de bunları sorgulamaya başladım.
Umarım bu konuda da başarım yerin dibine girmez.
Yoksa bir başka dergi macerasıyla
Belki otomobil, belki sinema hastası ve ustası doğacak yeniden...
Derslerdeki başarısı çok yüksek
Ama hayat başarısı çok düşük biri çıkacak yine ortaya...
Düzeltmek için neler mi yapıyorum:
Önce hayatımda gerçekten çok değerli insanlar olduğunu farkettim ve onlara gereken değeri vermek için çabalıyorum
Kötümserliğimi atmak için artık neşeli müziklere veriyorum kendimi
Bir şeylere bağlanmamak için kendimi asla hiçbir konuya tam olarak vermiyorum
Hayatın anahatlarını oluşturan kavramları hala sorguluyorum
Ama uygulama konusunda biraz geri kalmaya çalışıyorum
Bunlar beni dışarıdan hayatta başarılı biri gibi yapacak
Bense içeriden başarılı biri olduğumu hissedemeyeceğim.
Yoksa başarı göreceli bir kavram mı?
Yoksa ben gerçekten hayatta başarılı mıyım şu anda?
Hayatım gerçekten pesimist geçerken
Trende karşılaştığım ve bana her açıdan can veren sözler sarfeden
Ve olumlu bir şeyler söyleyebilmeme sebep olan
Son derece değerli bir insan
Akademisyen ve yazar
Prof. Dr. Ayhan Aydın'a teşekkürler...